Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert Advert
Advert

Prof. Dr. Özlale, “Önümüdeki sene, Türkiye’de kısa vadeli dış borç stokunun toplamı 170,5 milyar dolar. Buna yaklaşık 45 milyar Dolarlık cari açığı da eklersek toplam döviz ihtiyacı 200 milyar Dolar civarında. Faizlerin yükseldiği dönemde bu önemli bir risk” dedi.

admin
Bu içerik 171 kez okundu.
Advert
Haberin galerisi için tıklayın!

Antalya Sanayici ve İşadamları Derneği (ANSİAD) 2018 faaliyet yılı 6’ncı Olağan Toplantısı Akra Hotel’de gerçekleştirildi. Toplantı Başkanlığı’nı ANSİAD Girişimcilik Komitesi Başkanı ve Bahatur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Işık Yargın’ın gerçekleştirdiği toplantının konuğu, Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale oldu. ‘Dünya ve Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler’in konuşulduğu toplantıya, ANSİAD üyesi iş insanları ve çok sayıda davetli katıldı. Özyeğin Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı, Forbes Dergisi köşe yazarı ve Über Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortağı Prof. Dr. Ümit Özlale, bin yıl önce Anadolu topraklarında ticaret olduğunu belirterek, “Tarihsel olarak baktığınızda 2000’li yıllardan itibaren dünyada para hiç bu kadar bol olmadı. Para çok fazla, fakat yavaş yavaş normalleşme emareleri başladı, bu da parasal sıkılaşmayı getiriyor” dedi.

ABD İZOLE OLMAYI TERCİH EDİYOR

Parasal sıkılaşma ve ticaret savaşlarının dünyadaki iktisadi faaliyetlerin ağırlıklı olarak bulunduğu bölgelerle paralel gittiğini kaydeden Prof. Dr. Ümit Özlale, “ABD’de üç faiz artışı daha güçlü ihtimal. Önümüzdeki 5 sene büyük altyapı yatırımları planlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump, serbest ticaret anlaşmalarına mesafeli durarak ve gümrük vergileri koyarak ticaret savaşlarını başlattı. Bu serbest ticaret anlaşmaları Türkiye ihracatı açısından önemli ve olumludur” dedi. Amerika’nın kendini dünyadan izole etmeye çalışan bir ekonomi politikası olduğunu belirten Özlale, “Burada Çin’in İpek Yolu Projesi ile dünyaya entegre olmaya çalışması kendi ekonomisi açısından olumludur. Çin 1B1R projesiyle dünya ticaretine ve enerji kaynaklarına daha entegre olmaya çalışırken ABD daha izole bir politika izliyor. Bu izledikleri yol Çin’e daha çok büyüme getiriyor” diye konuştu. Dünyadaki dolar artışına karşı Merkez Bankası’nın nasıl bir politika izleyeceğini bilmediğini kaydeden Özlale, “Dolar’ın ne olacağını bilmiyorum ancak faizlerin dünyada artacağını biliyorum. Merkez bankası faiz artışına direnirse biz Dolarda yeni rekorlar görürüz” dedi.

BUGÜNÜN SAVAŞLARI VERİ ÜZERİNE

2025 yılında gerçekleşmesi beklenen gelişmelerde Sanayi 4.0’ın önemine değinen Prof. Dr. Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “Dünya nüfusunun yüzde 10’u internete bağlanabilen giysiler kullanacak, giyilebilir teknolojilerle bu dünyaya hazırlanmamız gerekiyor. İnternete bağlı 1 trilyon civarında sensör olacak. Veri gizliliği diye bir şey kalmadı. Sanayi 4.0’ın yaratacağı en büyük psikolijk çöküntülerden birisi mahremiyetin ortadan kalması. İki üç gün önceki skandalı hatırlıyorsunuz. Facebook’un bir siyasi araştırma şirketine verilerini satması. WhatsApp Facebook’a 18 Milyar Dolara satıldığında 55 kişi çalışıyordu. 55 kişinin çalıştığı bir yazılımın Turkcell, Türk Hava Yolları ve Petrol Ofisi’nin toplamına eşit bir değere sahip olmasını nasıl açıklayabiliriz? Bunların üçünden daha değerli olan bir şirket nereden kazanıyor? Bilgileri satıyor. 1900’lü yılların savaşı hammadde üzerineyse bugünün savaşları da veri üzerine.”

SANAYİ 4.0 İLE YENİ İŞ SAHALARI OLUŞACAK

Dünyada bazı megatrendler olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale, “Otonom araçlar, 3-D yazıcılar, uzmanlaşmış robotlar gibi fiziksel, nesnelerin interneti ve platform modelleri gibi dijital ve DNA dizilemesi, sentetik biyoloji gibi biyoloji alanında trendler söz konusu” dedi. Bugün dünyada Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 10’unun block zinciri gibi dijital platform modelleriyle depolanacağını kaydeden Özlale, “Blockchain teknolojisi üzerinde bir balon var ancak bir Çiftlikbank asla değil. Geliştirilebildiği süreçte müthiş bir teknoloji. Dünyanın en büyük taksi şirketinin taksisi yok, dünyanın en büyük tatil sitesinin oteli yok, bunların hepsi platformlar üzerine kurulmuş durumdalar. 1900’lerden daha kolay şu anda zengin olmak” diye konuştu. Yeni iş sahalarının ortaya çıkacağını dile getiren Özlale, “Yaşlanan dünya ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Sağlık Teknolojileri, Nefes alma teknolojileri, Girişimcilik ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Girişim ve Risk Sermayesi, Eğlence sektörü ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, Gaming, Tüketici eğilimleri ve Sanayi 4.0 bir araya gelince, On-line Retail ve Eğitim teknolojileri alanlarında kendini yetiştirmiş insanlara ihtiyaç duyulacak. Örneğin eğitim için buraya bir süre sonra ben gelmeyebilirim, ama hologramım gelebilir” dedi. İş dünyasının yüzde 66’sının aradığı nitelikle eleman bulamadığını söylediğini belirten Özlale,  “Bu ‘beceri uyumsuzluğu’. Teknoloji öyle büyük bir hızla ilerliyor ki yeni dünyanın ortaya çıkarttığı iş modellerini öğretecek bir eğitme sahip değiliz” diye konuştu.

İMALAT SANAYİNDEN ÇIKTIK

Türkiye’nin yüksek büyüdüğü dönemlerin dışarıdan sermaye geldiği dönemler olduğunu sözlerine ekleyen Özlale, “Yabancı sermayeyi çekmek için yüksek faiz önermelisin. Üst orta gelir düzeyinde olan bir ülke 10 yıl içinde, yüzde 81 olasılıkla yüksek gelirli bir ülke haline gelebiliyor. Bu bizim için ne demek? Türkiye, 2023 hedeflerine ulaşabilirdi ama olmadı demek” dedi. 1960’lardan 90’ların sonuna kadar Türkiye’nin milli gelir içerisindeki sanayileşme oranının giderek arttığını belirten Özlale, “2000’lerin başına geldiğimizde kendi gelir gurubunun üstünde bir sanayiye sahip. Fakat sonra sanayiden çıkan ve inşaata yönelen bir ülke var. Türkiyenin 3 yerde çok temel hatası var, erken sanayisizleşme, tarım ve eğitim. Orta uzun dönemde bu üç sac ayağını oturtmazsan ileriyi de göremiyorsun” diye konuştu. En büyük 15 imalat sanayi içerisinde yer alan bir ülkeyken 2000’lerin sonunda bu tablodan çıkıldığını belirten Özlale, “Bu yıl da tahminimce yüzde 7 bir büyüme gelecek. Milli gelir rakamlarına bakıldığında da son çeyrekte artan makine teçhizat yatırımları, kurla artan maliyetlere rağmen güçlü talep var. KGF, teşvikler ve baz etkisi büyük önem taşıyor. Hükümet bu tabloyu sürdürmeye çalışacak. Kredilerin hız kesmesiyle birlikte kaynak sıkıntısı da oluştu. Bu büyümenin bir diğer maliyeti de cari açık olacak. Bu da 47.1 milyar Dolar civarında” dedi.

TÜRKİYE’DE 11 MİLYON İNSAN GELİRİ OLMADAN YAŞIYOR

Türkiye’de büyümede temel bir problem olduğunu belirten Özlale sözlerini şöyle sürdürdü; “İrlanda’da bir çalışan 288 bin Dolarlık bir katma değer sağlayabiliyor. Sağlık ve yazılım konusunda bir çalışma gerçekleştiriyorlar ve nitelikli ara eleman yetiştirecek şekilde eğitim sistemlerini düzeltiyorlar. Genç nüfusun dörtte birinden fazlası ne bir eğitim kurumuna devam ediyor, ne de çalışıyor. Bu oran aynı yaş grubundaki kadınlarda yüzde 37,1’e ulaşmış durumda. Bu ülkede büyük bir şehrin nüfusu kadar genç kadın ne okuyor, ne de çalışıyor. İstanbul’da 1 milyon insan denizi görmemiş, yani yüzde 7 büyüme güzel, fakat bu başarı devamında dengeli bir büyüme getirmiyor. Türkiye’de karşılıksız gelirle geçinen hane halkı sayısı 2.5 milyon, yani 11 milyon insan herhangi bir geliri olmadan geçiniyor.”

‘KGF YARDIMLARIYLA LÜKS ARABA ALINDI’

Kısa dönemde temel problemin özel sektörün yatırım yapmayıp çok fazla dış borçlanma yaptığını dile getiren Prof. Dr. Özlale, “Türkiye Çin’den sonra şirket borçlarının değişimi açısından en hızlı ülke. Bir başka problem de hane halkı borcu, 3,5 yıl önce 359 milyar lira olan yükümlülükler 500 milyar liraya ulaştı. Toplam borçların yüzde 38’i konut alımı, yüzde 3,5’u taşıt alımı için alınan kredilerden. İhtiyaç ve bireysel kredilerin toplam içindeki payı yüzde 55’ten fazla. Yaklaşık 300 milyar TL borcun karşılığında gösterilecek bir teminat, varlık yok. Bu borcun sahipleri TÜİK’in gelir dağılımı verilerinde en az geliri olan yüzde 60’lık kesim” diye konuştu. Türkiye’de kısa vadeli dış borç stokunun toplamının 170,5 milyar Dolar olduğunu kaydeden Özlale,  “Bankalar 94,5 milyar Dolar, Reel sektör 69 milyar Dolar dış borç ödeyecek veya bulacak. Buna yaklaşık 45 milyar Dolarlık cari açığı da eklersek toplam döviz ihtiyacı 200 milyar Dolar civarında. Faizlerin yükseldiği dönemde bu önemli bir risk. Doların yükselmesinin iktisadi ve siyasi riski, faizin yükselmesinin iktisadi ve siyasi riskinden daha fazla” diye konuştu. Özlale, Kredi Granti Fonu’nun desteğine rağmen kredi büyümesinin hız kestiğine işaret ederek, “Aslında temel risk budur. KGF yardımıyla alınan krediler ne yapıldı derseniz, lüks araba alındı” dedi.

TÜRKİYE’NİN VASATLIK PROBLEMİ VAR

Beklentilerde bir kötüleşme olduğu için daha sıkı bir para politikasını savunduğunu kaydeden Özlale, “Enflasyonu yükselten iki ana etken kur hareketleri ve gıda fiyatları. Gıda fiyatlarına Merkez Bankası'nın yapabileceği çok fazla bir şey yok. Gıda fiyatları çok daha geniş bir çerçevede fazla geç olmadan ele alınmalı” diye konuştu. Türkiye’nin vasatlık problemi olduğunu kaydeden Prof. Dr. Özlale sözlerini şöyle sürdürdü, “Türkiye’nin bir marka stratejisi yok! Marka ülkeler raporunda Türkiye yok. Bir ankete göre üzerindeki ‘Made in Italy’ yazısına göre markaya pozitif bir algı besler misiniz diye soruluyor. Evet besleriz cevabı alınıyor. Türkiye bu listede yok. Çünkü çok basit ürünlerde önemli katma değeri elde edemiyor. İtalya’nın kişisel gelir açısından en zengin ikinci kişisi, Nutella’yı üretiyor. Türkiye dünyadaki fındığın yüzde 60’ından fazlasını üretiyor. Dünyada yüzde 60’dan fazlası Türkiye’de üretilen bir ürünü markalaştırırsan bu zenginliğe ulaşabilirsin. İspanya’da 1 ve 2’nci sıra aynı şirket. 85 milyar Dolar ile Zara. Zara’yı Zara yapan şey ne? Türkiye hazır giyimde mükemmel, fakat neden markalaşamıyor? Rafta kalma süresini kısaltıp, çok iyi tasarımcılarla çalışırsanız birkaç küçük değişiklikle ciddi kar ve marka değeri elde edebilirsiniz. Siz kalkınma istiyorsanız bunu şirketlerle yapmak zorundasınız, illa bunu yapmak için uzay teknolojisi mi kullanmanız gerekiyor. Hayır, bunu yapmak için iş modellerimizi değiştirmemiz gerekiyor. Devlet teşvikleri cömert, fakat nokta atışı teşvik maalesef yok. Bunların hiçbir tanesi sizin sanayileşmeniz için yardımcı olmayacak. Daha farklı bir model geliştirilmesi gerekiyor.” Toplantı, ANSİAD Başkanı Sadi Kan ve Toplantı Başkanı Işık Yargın’ın, Prof. Dr. Ümit Özlale’ye günün anısına plaket takdimiyle sona erdi.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X