Advert
Advert Advert
Advert

22. Manavgat Barış Suyu Kültür, Turizm, Sanat ve Gençlik Festivali’nin 3. gününde de tüm coşkusuyla devam etti.

admin
Bu içerik 135 kez okundu.
Advert
Haberin galerisi için tıklayın!

Barış Suyu Festivali’nin 3. günü Cumhuriyet Meydanı’ndaki Festival Köyü ile başladı. Festival Köyü’nde atölye etkinlikleri, sanat stantları ve workshoplar, oyunlar, turnuvalar, retro yarışmalar, sumo güreşi, zumba show gibi etkinliklerin yanı sıra bez boyama etkinlikleri de gerçekleşti. Festival Köyü’nde ayrıca Naklen grubu da konser verdi.

YÜKSEK SADAKAT TÜRKÇE ROCK RÜZGARI ESTİRDİ

Manavgat Barış Suyu Festivali ana sahne konserleri ise Atatürk Kültür Merkezi (AKM) meydanında devam etti. Festivalin 3. gününde ilk olarak Yüksek Sadakat grubu verdikleri konserle Manavgat’ta Türkçe Rock rüzgarı estirdi. Yüksek Sadakat konserinin ardından Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen, Manavgat halkına hitaben bir konuşma yaptı.

BAŞKAN SÖZEN’DEN BİRLİK BERABERLİK VURGUSU

Başkan Sözen konuşmasında şunları dile getirdi; “Dile kolay… 22 yıl. Adını tertemiz, denizi, ırmağı ve şelalesinden alan, özünde dostluk, barış ve sevgiyi barındıran festivalimiz 22. Yılında… Bir etkinliği, azimle, kararlılıkla, ara vermeden bu kadar uzun senelere taşımak öyle kolay değil. Bu festival sizlerin; hoşgörüye, birlik ve beraberliğe olan inancınızla bugünlere geldi. Siz yürekli, çağdaş, Atatürkçü, aydın hemşerilerimle her şartta ve her koşulda her zaman beraberce yürüyoruz. Manavgat halkı olarak, bir bütünüz…Tek yüreğiz. Çünkü hepimizin içinde aynı. Manavgat sevgisi, aşkı var. Manavgat demek, Atatürk demektir, Cumhuriyet demektir... Manavgat demek, özgürlük ve demokrasi demektir. Manavgat demek, kadın-erkek eşitliği demektir. Genç demektir, çocuk demektir. Şairlerin, bestekarların güzelliği karşısında adına şiirler yazdığı, besteler yaptığı kenttir. Manavgat demek,Türkiye demektir, Dünya demektir. Bu birlik ve beraberliğimizle tüm Türkiye'ye örnek olduğumuz inancındayım. Barışı, sevgiyi, hoşgörüyü anlatma fırsatını bulduğumuz festivallerimizin daha nice yıllar, bizi birbirimize bağlamaya devam etmesini temenni ediyor, sizlere sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Sizler İyi ki varsınız…İyi ki aynı yolda yürüyoruz. Bu akşam, festivalimiz vesilesiyle, dünyanın incisi Manavgat'ımızdan güzel mesajlar vermek istiyorum. Değerli hemşerilerim, Türkiye'miz dünyanın en güzel ülkesi.Bu ülkenin topraklarında, mayasında güzellik vardır, sevgi ve barış vardır. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" sözleriyle bu ülkenin barış içinde, güzellikleri paylaşarak yaşaması gerektiğine vurgu yapmıştır. Bu toprakların değerini bilmemiz gerekir. Farklı görüşlerimiz, farklı kimliklerimiz olabilir.Ama hepimiz birlikte yaşamak ve çocuklarımıza güzel bir Türkiye bırakmak zorundayız..Bu topraklar için, başta Ulu Önderimiz M. Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş savaşında, Çanakkale'de, Dumlupınar'da, Afyon'da ve terörizme karşı savaşırken şehit olan atalarımızı ve evlatlarımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Onların da bütün umutları, çocuklarına güzel bir Türkiye bırakmaktı. Ve gerçekten de onlar, alın teriyle, kanla, gözyaşıyla bize güzel bir Türkiye bıraktılar. Şimdi biz de, bize bırakılan Türkiye'yi, çocuklarımıza daha güzel kılabilmek için çaba sarf ediyoruz... Değerli hemşerilerim, Şair Edip Cansever "Gülmek,bir halk gülüyorsa gülmektir" demiş. Ama bu ülkede insanlarımızın yüzünü güldürmek oldukça zorlaştı. Ekonominin gidişatı ortada. Emperyalist ülkelerin baskısı üzerimizde...Turizmci, esnaf,emekli, kadın, genç, öğrenci, işçi herkes gülmeyi unutmuş.İnsanlarımız, gününü zor geçiriyor. En çok da kadınlarımız ve çocuklarımıza yapılan istismarlara üzülüyoruz. Vicdanlar nereye gitti? Duyduklarımız içimizi acıtıyor. Yüreğimiz burkuluyor. Çocuklarımızı sokağa çıkarmaya korkar olduk. Bu olanlar adalet eksikliğinden midir? Ya da İnsanların adalete olan güvensizliğinden midir? Bilinmez...Her gün bir yerlerde istismara uğrayan, öldürülen bir çocuğumuzun ya da kadınımızın olduğunu görmek, bilmek istemiyoruz. Biz Türkiye'mizde bu zor şartlarında kendi bölgemizde üzerimize düşeni yapmaya, bu acıları bir nebze olsun azaltmaya gayret ediyoruz. Belediyelerin görevi insana dokunmak, toplumu mutlu etmektir.İnsanlarımızı mutlu etmenin yollarını arıyoruz. Açılması zor olan mutluluk kapılarının anahtarlarını tek tek açtığımıza inanıyorum.Mutluluğun anahtarının da özgürlük olduğunu düşünüyoruz. Çünkü insan özgür olmadan mutlu olamaz.

Mutluluğun ve özgürlüğün anahtarı ise kadınlardır, çocuklardır… Bir yerde mutluluk, huzur var mı? Öğrenmek için kadınlara ve çocuklara bakın…Kadınlar anadır, bacıdır...Bu ülkenin geleceğine harç koyanlardır. Yaşam ve özgürlük kadınlarla, çocuklarla başlar...Belediyemizin afişlerinde de gördüğünüz gibi kadınıyla, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla "Özgürce Yaşanan" bir kent oluşturmaya gayret ediyoruz. Doğumdan ölüme kadar,kadınlarımızı ve çocuklarımızı mutlu kılmaya çalışıyoruz. İletişimimiz yavrularımızın doğumuyla başlıyor. Kapılarını çalıp hediyelerini verdiğimizde, o anaların,mutluluğunu hissediyoruz. Kadınlar ekonominin içindeyse,tenceresi kaynıyorsa ve gülüyorsa, o yerde huzur vardır. Ekonomik hayatın işleyişine kattığımız Toros Kadınlarımız var. Onlar evlerine katkı yapıyorlar. Özgür ve mutlular.Belediyemizin kreşlerinde, yurtlarında, gençlik merkezlerinde eğitim alan binlerce çocuğumuz, gencimiz var. Onlar da geleceğe hazırlanıyorlar. Kültür Merkezlerimiz, tiyatro salonlarımız, meydanlarımız var, bizi birbirimize bağlayan. Irmak kıyılarında özgürce koşan, yürüyen kadınlarımız çocuklarımız var. Yeri geliyor esnafımızın ekonomisine can suyu olmaya çalışıyoruz. Yeri geliyor, evde bakım hizmetlerimizle bir yaşlımızı sevindiriyoruz. Kentimizi güzelleştirerek turizme değer katıyoruz. Yollar, köprüler yapıyoruz. İnsanlarımız kolay ulaşsın sevdiklerine diye. Ekonomiden eğitime, sağlıktan sosyal yaşama, kültüre, sanata ve spora… Kısacası her alanda insanlarımıza katkı yapıyoruz. Yüzlerde tebessüm, varsa o bölgenin belediyesi başarmıştır. Dostlarım, Ve biz, gözlerdeki o tebessümü, içten gülümsemeyi görebiliyoruz. Ama her toplumda olduğu gibi, içimizde de göremeyen gözler, duyamayan kulaklar, kararmış kalpler var...Bizim sevdamızı, bizim düşüncelerimizi her yürek anlayamaz. Nasıl bir Manavgat'ı hayal ederek, ekibimizle birlikte gece gündüz çalıştığımızı düşünemez. Aşmaya çalıştığımız zorlukları, engellemeleri bazıları göremez. Hizmet anlayışımızı, ancak ve ancak bizimle aynı duyguları paylaşan sizler anlayabilirsiniz. Görebilirsiniz. O gülümsettiğimiz kadınlar, çocuklar, gençler anlayabilir, görebilir…Elimizden geldiği kadar sıra dışı belediye başkanlığı, sıra dışı bir belediye çalışması kurgulamaya gayret ediyoruz. Kişilerle, siyasetle,uğraşmıyoruz. Sokaklarda arkamızda onlarca koruma ekibi ve eskortlarla gezmiyoruz. Kimseyi ayırmıyoruz, ötekileştirmiyoruz. Bazıları için siyaset, zenginleşme ve makam mevki elde etme aracı olarak görülürken bizim için siyaset topluma adanmışlık demektir. Halk için çalışmaktır.Kul hakkı yememektir.Kibir ve kıskançlıkla, "her şey benim olsun" zihniyetiyle bu toplum mutlu olamaz. Bu ülkenin ve Manavgat'ın güzellikleri hepimize yeter.Bu huzur ortamına kasaba siyaseti anlayışı ve kişisel hırslarını karıştıranlara sesleniyorum. İnsanı, insana karalayan anlayışla, kişisel beklentileri adına, toplumu germe mantığı ile kimse bu kente zarar vermesin..Eğer gerçek amaçları halka

hizmetse, toplumu birbirine düşürmek niye? İnsanları sevindirmek, barışla, sevgiyle birliktelikle çalışmak o kadar da zor değil. Manavgat'ta her imkanımız var. Denizimiz, kumsalımız, şelalemiz, ırmağımız, köklü tarihimiz var. Bu güzellikleri paylaşmak, hepimizi erdemli kılar. Bu zenginlikleri kullanmak, halka yararlı hale getirmek bizim görevimiz. Sadece bir şeye ihtiyacımız var. O da önyargılarımızdan arınmak.Kent ve insan değerleri için bir arada olabilen ve bütünleşen bir Manavgat hayal ediyorum. Tanımadığımız insana bile selam vereceğimiz, kucaklaşacağımız, birbirimize düşüncelerimizi anlatacağımız, güneşiyle, ayıyla, kuşuyla tüm güzellikleriyle ve kentimizde barış içinde yaşamak istiyoruz..Anadolu'nun bereketi burada Türkiye hepimizin vatanı. Bu topraklarda dini, dili, ırkı ne olursa olsun bizler, bu vatanın öz evlatları olarak hep aynı toprağa düşmedik mi, kader birliği yapmadık mı? Hiçbir gücün Türkiye'nin birliğini beraberliğini bozamayacağını biliyorum Nazım'ın dediği gibi. "Yaşamak, bir ağaç gibi tek ve hür. Ve bir orman gibi kardeşçesine." Değerli hemşerilerim, Bu duygu ve düşüncelerimle herkesin güldüğü, Atatürk ve Cumhuriyet değerlerinin korunduğu, insanların birbirini yargılamadığı, çocukların, kadınların mutlu olduğu aydınlık bir Türkiye ve dünya dileklerimle herkese festivalimiz boyunca iyi eğlenceler diliyor, sözlerimi şair ve yazar Ataol Behramoğlu'nun bütün bu duygularımızı en iyi şekilde ifade ettiği dizeleriyle kapatmak istiyorum.” Başkan Sözen’in konuşmasının sonunda seslendirdiği Ataol Behramoğlu'nun ‘Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” şiiri Manavgatlılardan büyük alkış aldı. Festivalde ayrıca havai fişek gösterisi de yapıldı. Vatandaşlar tarafından havai fişek gösterisi yoğun ilgi gördü.

İREM DERİCİ COŞTURDU

Başkan Sözen’in konuşmasının ardından ünlü sanatçı İrem Derici, Manavgatlılarla buluştu. İrem Dericiyi izlemeye gelen on binlerce vatandaş gece yarısına kadar Derici’nin şarkılarıyla ve danslarıyla coştu. Derici, Manavgat’taki muhteşem kalabalığı ve coşkuyu “Ben böyle bir kalabalık ve coşkuyu bir arada görmedim” diyerek ifade etti. Konser sonunda Başkan Sözen, İrem Derici’ye teşekkür çiçeği takdim etti.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X