izmir bayan escortlar

Advert
Advert
MEMLEKET HAVASI: HATAY
Nilda Erzin

MEMLEKET HAVASI: HATAY

Bu içerik 126 kez okundu.
Advert

Bu ayki yazımı, memleketim Hatay’dan kaleme alıyorum. Tatilimi ve özlemimi giderirken, güzel Antalya’ya dönmeme günler kala size buradan yazmak istedim. Dolayısıyla biraz size, memleketimin eşsiz güzelliklerinden bahsetmek istiyorum.
 
Binlerce yıllık geçmişi ile 13 medeniyeti topraklarında kucaklayan Hatay, ilk çağlardan bu yana hep, önemli bir kent olmuştur. Her gelen medeniyet izlerini Hatay’da kaybolmamak üzere bırakmıştır. Bu nedenle çok katmanlı bir sosyal yapı ve kent dokusu vardır. Cami, kilise ve havra iç içedir. Bu nedenle Hristiyan’ı, Müslüman’ı ve Musevi’si yan yana komşudur.
 
Bütün dinleri, kültürleri bir arada barış içinde barındıran bir şehirdir. Günümüze kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Bu büyük kültür mozaiği içinde bugüne kadar barış ve huzur kenti olarak kendini kanıtlamıştır.
 
Hani hep deriz ya, insanın memleketi gibisi yok diye. Tabii benim için de doğup büyüdüğüm bu topraklar çok başka. Medeniyetler şehrinin güzelliklerini anlatmakla bitiremeyeceğim tarihinden küçük bir kesit yazdıklarım. Buraları kitaplarda okumanın dışında, bizzat yaşadığım için kendimi çok şanslı görüyorum. Hoşgörünün ve sevginin temel alındığı bu güzel memleketimde, böyle büyümenin gururunu çocuklarıma da aşılamaya çalışıyorum. Din ayrımı yapmadan, kardeşçe yaşamanın özünü benimsemeleri benim de en büyük zenginliğim olacak.
 
Hayatı zorlaştıran biz insanlar aslında, yaşamın ne kadar basit olduğunu anlayabilsek, ne kadar mutlu mesut yaşardık. Basit yaşayıp, büyük mutlulukları kucaklamanın zor olmadığını anlayabilseydik her şey çok daha güzel olurdu. Güzel bakmanın, güzel yaşama ne büyük katkısı var oysa. Kendi yaşamını kendin şekillendirirsin. İnsanları kalıplaştırmanın dışında, ruhun güzelliklerine inebilmek, anlayabilmek, hissedebilmenin özüne erişebilmek..
Egolarımızı ehlileştirebilmek ayrı bir sanattır. Vicdanın, kibrin önüne geçmesini sağlamak bambaşka bir meziyettir. Sağlam temeller üzerine kurulu bir insanlıkla ancak dünyamızın her köşesi, cennetten eserler  bırakır. Paylaşmayı bilmediğimiz her duygu ve yaşam ise bize zorlukların en büyük acılarını kucaklar. Hiç esirgemez gözyaşlarını.
 
Kötülükte değil, iyilikte cesur olalım. El bükmekten değil, el uzatmaktan zevk alalım. Şeffaf ve samimi güzelliklerden beslenelim. Sevdiklerimizin kıymetini minnetle analım. Değer verelim sadakat ile. Güvenle saralım yaşamımızı ve hayatımızdaki her bireyi. Ailemizin, dostumuzun, komşumuzun, arkadaşlarımızın tüm sevdiklerimizin asıl servetimiz olduğunu unutmayalım.
 
Huzurun adı benim çocukluğumdur. Babam çiftçiydi ve ne zaman çiftliğe gitsek, mandalina ağaçlarının tepesinden inmezdim. O dalların arasında mandalinaları soyup yemek en büyük zevkimdi. Erzin deyince akla, narenciye bahçeleri gelir. Soy adımı da bu güzel ilçeden alıyorum. Canım babacığım, nurlar içinde uyu. Sen bana ne güzel bir çocukluk yaşattın.
Bazen kiliseye gider, arkadaşlarımla masa tenisi oynardık. Oradaki ibadeti de görür, o arkadaşlarımın inanışına saygı duyardık. Çünkü biz arkadaştık. Bizim temelimizde sadece, sevgi vardı. Sonra annemin namazlık üzerindeki dualarıyla zenginleşirdim. O huzuru içime çekerdim. Benim sevgim de buydu.
"Nasılsın teyzecim" sorusuna, "Bihayr" yani iyiyim anlamına gelen Arapça yanıtlar alırdım. Ya da Fransızca konuşan arkadaşlarıma, bana da bir kelime öğretmesinin güzelliğini, büyük bir zevkle dinlerdim.
Çünkü biz arkadaştık, biz komşuyduk, biz hoşgörü ve sevgiydik. Yargılamadan, eleştirmeden, kabullenmenin sadece sevgiden geçtiğini bilirdik.
 
Yazmak, düşünmekten çok daha etkili oluyor. Şimdi her biri teker teker gözlerimin önünden geçiyor. Ah! Anılarım... Ah! Koskoca geçen 35 yılım.
Yolun yarısı eder mi? Hayat ne kadar çabuk geçiyor halbuki. Ve inanın hiç değmiyor mutsuz olmaya.
Güzel memleketimi sıkılmadan okuduysanız ne mutlu bana. Şimdi kendi yazdığım bir şiirle sonlandırmak istiyorum yazımı.
Şimdilik Hoşça kalın ve unutmayın, her hoşça kal bir merhabadır aslında.
 
Gel bana,
Dağ gibi gel, su gibi gel
Bir gücün altında ki huzurla gel
Sözlerin olsun aşktan mızrak
Sevgiyle, hoşgörüyle gel
Sev beni,
Dikenli tellerden sıyır beni
Kanatmadan sev, 
Şefkatinle, şeffaflığınla öp beni
Tenlerimizde bir tatlı nüans
Sadakatinle sar beni
Gör beni,
Bir ananın evladını görür gibi
Masum ve telaşsız 
Sıcak ve içten 
Ve kalp gözünle bakar gibi
Gör beni.
Gel bana,
Doğruluğunla, dürüstlüğünle
Aşkla
Gel bana
NİLDA ERZİN

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X