Reklamı Geç
Advert
Advert
Advert
Advert
SON DÜZLÜĞE GİRERKEN
Caner Yılmaz

SON DÜZLÜĞE GİRERKEN

Bu içerik 1250 kez okundu.
Advert

Ne demişler körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz. Küme düşmeme hesapları yapılırken bir de kendimizi nerede görelim. Ciddi ciddi Avrupa hesapları yapılmaya başlandı. Son beş haftaya girilirken önümüzdeki iki haftada oynayacağımız Başakşehir ve Fenerbahçe maçları bizim için tabiri caizse sezonun en önemli iki kritik maçı haline geldi. Bunlar Antalyaspor’un kader maçları. Bu maçlarda yönetim, teknik heyet ve taraftar olarak kimin üstüne ne düşüyorsa fazlasıyla yerine getirmesi gerekiyor.

Önümüzdeki beş haftanın Antalyasporumuz açısından nasıl geçmesini temenni ediyorsun diye sorsalar, en önemli üç net cevabım şunlar olur; inşallah hakem hatalarına maruz kalmayız, inşallah yönetim hem maddi hem manevi anlamda futbolculara sorumluluklarını tamamlayabilirler ve inşallah teknik heyet futbolcuları hem teknik hem taktik hem de mental anlamda hazırlayabilirler. Şunu unutmayalım ki futbolcuyu maça çıkmadan önce iki şey çok iyi motive eder; tamamen seyircilerle dolmuş bir stad ve maçtan önce açıklanan özel maç primi.

Antalyasporumuzun Başakşehir ve Fenerbahçe maçlarını yönetecek olan hakemlerin tecrübeli, kaliteli, şu anki performansı en yüksek ve bu maçların ağırlığını kaldırabilecek olan hakemlerden tercih edilmesi gerektiğine inanıyorum. Antalyaspor ancak bu şekilde hak ettiği sonuçlara daha kolaylıkla ulaşabilir.

Şuna canı gönülden inanıyorum Antalyaspor önümüzdeki iki maçı başarılı geçtiği takdirde son üç haftada hedeflediği amaca ulaşacaktır, yeter ki futbolcular teknik heyet ve yönetim bu amaca çok iyi konsantre olsun, büyük Antalyaspor taraftarı son düdüğe kadar takımını desteklesin. Bakın o zaman Avrupa yolunun kapısı sonuna kadar nasıl açılıyor.

Türk futbolu hem kalite anlamında hem de işleyiş anlamında büyük sıkıntılar yaşıyor. Genelde bütün maçları seyretmeye çalışıyorum. Maalesef kalite inanılmaz kötü. Avrupa’daki maçlarla kıyasladığımızda kalitenin, gücün ve haliyle futbol keyfinin ne kadar farklı olduğunu çok daha iyi anlıyor ve görüyoruz. Bunu anlamanın en iyi yolu Avrupa’daki ve bizdeki topun oyunda kalma süresinin kıyaslanması ile başlar. Örneğin bizde ne hikmetse kendini yere atan futbolcu 2 dakika yerden zar zor kalkıyor. Maçların büyük bölümü sakat futbolcunun yerden kalkmasını beklemek ve hakeme itiraz edişini izlemekle geçiyor. Ne mücadele ne teknik kapasite ne de hırs bizi hiçbir anlamda tatmin etmiyor.

Peki Türk futbolunda neler oluyor; eski bir futbolcu ve antrenör olarak anlamakta zorluk çekiyorum. Öyle kritik maçlara öyle hakemler atanıyor ki federasyonun art niyetinden şüphe etmemek mümkün olmuyor. Okan Buruk Türkiye 1.Ligi takımlarından Göztepe’den, Mesut Bakkal Sivasspor’dan başarısız oldukları için gönderiliyor daha sonra birisi süperlig takımlarından Akhisarbelediyespor’a diğeri de Kayserispor’a teknik direktör olarak gönderilebiliyor. Madem bu takımlara siparişle antrenör yollayacaksınız o zaman futbolu bırakmış, maddi sıkıntı içerisindeki futbolculara 35.000 TL ödeterek neden teknik direktör kursları açıyorsunuz.? Yazık değil mi bu insanlara? Yazık değil mi bu harcanan paralara?

Son olarak Adanaspor deplasman dönüşü talihsiz bir kaza geçiren Antalyaspor Grup 1966’ya ve Antalyaspor camiasına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X