Advert
Advert Advert
Advert
GÜLMEK... AĞLAMAK...
Derya Kazancı

GÜLMEK... AĞLAMAK...

Bu içerik 619 kez okundu.
Advert

Ayrılmaz, ayrılamaz bir ikilidir ağlamak ve gülmek...
Ağlamak sanılanın aksine çaresizlik, zayıflık, güçsüzlük değildir bence.

Ne zamanki ağlayan birini görsem içim acır ama bir o kadar da sevinirim.
Neden mi?
Çünkü ağlayabilen bir insanın kalbi henüz katılaşmamış, duyguları bitmemiş diye…
Çünkü ağlayabilen bir kişi gülmenin o eşsiz mükemmelliğini kıymetini daha iyi anlar diye düşünürüm hep…

Gülmek!
Ağlamaktan çok daha sağlıklı insanoğlu için.
Kaşlarımızı çatmak için 43 kasımızın çalışması gerekirken, gülmek için sadece 17 kasımızın çalıştığı ispatlanmış bilim insanları tarafından. Ayrıca gülmenin de sağlığımıza iyi geldiğini; bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, beynimizde doğal endorfin ürettiğini, acı hissini azalttığını, ruhsal yaraların daha çabuk kapanmasına yardımcı olduğunu kanıtlamışlar. Tabi ki bunlar sadece bir kaçı, daha neler neler var…

Gülmenin o muazzam gücüne inanıp yaşamın bir parçası haline getirmek bizim elimizde.
Bir gülme şekli daha var o da gerçek içten samimi cinsinden olan. Hani içten güldüğümüzde göz çevresindeki kaslar büzüşerek kaz ayaklarının belirginleştiği, gözlerin olduğundan küçücük hatta hiç yok gibi incecik bir çizgi gibi görünür olanından var ya işte tam da böyle bir gülme.
 

Çünkü en güzel şeyler en mutlu anlar gözle görülmez, KALP ile hissedilir.

Dileğim; yeryüzündeki tüm insanoğlu bütün yaşamı boyunca hep gülsün, gülsün de sağlıklı kalsın. Ağlamak bir sonra ki adım olsun.

İçten ve samimi gülmelerimizle geçireceğimiz sağlıklı günlerimiz olsun.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X